Prof. Dr. Naci Görür, Bingöl'de düzenlenen bir konferansta Yedisu Fayı'nın uzun yıllardır biriken stresinin kritik bir seviyeye ulaştığını ve bu nedenle depremin olasılığının yükseldiğini ifade etti. Yedisu Fayı, Erzincan ile Bingöl arasında yer alan önemli bir fay hattı konumunda bulunuyor. Türkiye, aktif deprem kuşağında yer alması nedeniyle bu tür uyarıları dikkate alarak hazırlıklarını artırmak zorunda.

Yedisu Fayı ve Deprem Riski
Bingöl Belediyesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlikte, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından düzenlenen "Bingöl’ün Depremselliği ve Deprem Dirençli Bingöl" toplantısında konuşan Prof. Dr. Naci Görür, Yedisu Fayı'nın büyük bir sismik potansiyele sahip olduğunu belirtti. Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın doğu ucu üzerinde bulunan bu fay, 250 yıllık bir stres birikimi sürecine sahiptir. Görür, bu durumun son zamanlarda evrimleşerek büyük bir depremin habercisi olabileceğini aktardı. Yedisu Fayı'nın çevresindeki diğer faylarla birlikte oluşturduğu sismik etkinin, bölgedeki riskleri artırdığı vurgulandı. Yakın geçmişte yaşanan depremler de, bu fay hattının tehlikelerini gündeme yeniden getirmiştir.
Yedisu Fayı'nın Geçiş Alanı
Yedisu Fayı, Kuzey Anadolu Fayı'nın doğu kısmında, Erzincan Havzası'nın doğusundan başlayarak yaklaşık 75 kilometre boyunca Bingöl’ün Yedisu ilçesine kadar uzanan önemli bir fay hattıdır. Erzincan’ın Üzümlü ilçesinin güneyinden başlayıp engebeli araziden geçen bu fay, Yedisu ilçesine ulaşmaktadır. Bölgedeki jeolojik izler, çizgisel şevler ve kaymış dereler gibi morfolojik işaretlerle belirginleşmektedir. Bu fay hattının, geçmişteki büyük depremler sırasında aktif kalan kısımlardan birisi olması, onun sismik boşluk olarak adlandırılan alanlardan biri olmasına sebep olmaktadır. 1939 Erzincan Depremi’nde kırılmamış olan Yedisu Fayı, en son 1784 yılında hareketlenmiştir; böylece 241 yıl boyunca içerisinde ciddi bir enerji birikimi gerçekleştirmiştir.

Yedisu Fayı’nın Etkilediği İller
Yedisu Fayı, doğrudan Erzincan ve Bingöl illeri arasında uzanmaktadır, ancak olası bir depremin etkileri yalnızca bu iki il ile sınırlı kalmayabilir. Fay hattının hareketlerinin çevresindeki Tunceli, Elazığ, Muş, Erzurum ve Diyarbakır gibi illeri de tehdit ettiğine dair uyarılar yapılmaktadır. Prof. Dr. Görür'ün "Yedisu Fayı kırıldı kırılacak" şeklindeki uyarısı, bu geniş etki alanının önemini bir kez daha vurgulamaktadır. Fayın 75 kilometrelik uzunluğuna bakıldığında, bu durum bölgesel bir depremin riski açısından dikkate değerdir. Bilim insanları, bu fayın aktif olması durumunda komşu illerde de yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini ifade etmektedir.
Bölgedeki Deprem Hazırlıkları
Yedisu Fayı'nın kritik önemi, bilimsel verilerle destekleniyor. Görür’ün "250 yıllık periyot doldu" açıklaması, sadece Erzincan ve Bingöl için değil, çevre iller için de alarm zillerini çalmaktadır. Fay, çevresindeki diğer aktif faylarla etkileşim durumunda, beklenmedik büyüklükte bir depremin habercisi olabilir. Bu durum, deprem riskine karşı bölgedeki yerleşim yerlerinin hazırlıklarının gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor. Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında Yedisu Fayı'nın durumu daha fazla dikkat çekmeye başladı. Uzmanlar, bu fay hattının çevresinde olan evlerin mühendislik standartlarına uygun şekilde inşa edilmesinin yanı sıra, halkın bilinçlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Özellikle sismik dayanıklılık açısından yapılacak önlemler büyük önem taşımaktadır.